Breaking News
Home » Tekmen Tarihi

Tekmen Tarihi

ÇORUM
“Osmanlı idarî teşkilatında sancak, eyalete bağlı en mühim idarî merkezidir. Sancak, esas itibariyle tuğ ve davul ile beraber zikredilen, hükümdarın hâkimiyet sembollerinden birisidir. Metbû-tâbî münasebetlerinin sembolü olan sancak, Osmanlı padişahının hâkimiyetinin ve devlet nizamının esasını oluşturur. Bu sebeple, muayyen bir coğrafî bölgeyi kaplayan sancaklara ve onların yönetimine hususi bir önem verilmiştir. Divan-ı Hümayun’dan çıkan hükümlerin umumiyetle sancakbeylerine yazılmış olması ve şehzadelerin devlet idaresini öğrenmek için sancaklarda bir nevi staj görmeleri de bunu gösterir.
Çorum’un ne zaman “sancak merkezi” olduğu tam olarak belli değildir. Çorum’a ait olan en eski tahrir defteri, eksiktir. Defterde, nahiye ve vilayet tabirleri kullanılmakla beraber, “sancak” ibaresi yer almamaktadır. Ancak bu dönemde Çorum’un bir Osmanlı Sancağı olduğu şüphe götürmez. Çünkü o dönemin tahrir defterlerinde Çorum’un herhangi bir sancağa bağlı bulunduğuna dair küçük bir kayıta tesadüf edilmemiştir. Nitekim Çorum ve kazalarının önemli ve eski Türk yerleşim merkezlerinden olduklarını da biliyoruz. İbni Bibi, Türkiye Selçukluları zamanında, Çorum’un bir “serleşkerlik” olduğunu ve Hatırüddin Zekeriya Sücasî ismindeki serleşkerin burada bulunduğunu kaydeder. 16. yüzyılda Çorum’un kazaları arasında geçen Karahisar-ı Demirli’nin de eski ve büyük bir şehir olduğu bilinmektedir. Hatta buranın, Selçuklu çağında idari bir merkez durumunda olduğu ve o dönemde, ülkedeki yeni oluşum gereğince, merkezin Çorumlu’ya bırakılmış bulunabileceği öne sürülmektedir. Ancak bu Selçuklu kasabası, “uç” bölgesi olma özelliğini kaybedip, sağlam kalelerin fonksiyonunu yitirmesi üzerine, Osmanlı devrinde şehir olarak küçülmüştür. Nitekim 1576 tahririne göre Karahisar-ı Demirli iki mahalleden ibaret, küçük bir kaza merkezi haline gelmiştir. İskilip ve Osmancık da bu dönemde, stratejik konumları ile güçlü ve önemli yerleşim merkezleri idiler. İran’a uzanan yolun buralardan geçmesi, Karadeniz’e geçiş noktasında bulunmaları sebebiyle, askeri ve ticari açıdan ehemmiyete sahiptiler. Yukarıda belirttiğimiz üzere bölge bu nedenle savaşlara sahne olmuştur. Aziz Astrabadi, Bezm u Rezm isimli eserinde, “Çorumlu Muharebesinden sonra İskilib’den Sivrihisar’a kadar olan bölgelerin, Kadı Burhaneddin askerleri tarafından yağma edildiğini yazar. O, Ankara ve İskilib’den “Vilayet” olarak bahseder. Vilayet tabiri de zamana göre değişik anlamlarda kullanılmakla beraber, daha çok şehrin dışındaki bölgeyi tanımlamaktadır. Bu bakımdan idari ıstılah olarak “nahiye”yi karşıladığı söylenebilir. İdari bakımdan eski bir bölge olduğunu izah etmeye çalıştığımız Çorum, ancak Kanuni’nin ilk yıllarında tutulan icmâl defterinde sancak merkezi olarak görülmektedir. Çorum Sancağı bu deftere göre 5 kazadan oluşmaktadır: Çorumlu, İskilib, Osmancık, Karahisar-ı Demirli ve Katar. Başlarında kadıların bulunduğu, sancak içerisindeki idari birimler kazayı oluşturmaktadır. Dolayısıyla sancakların şer’i yöneticisi, ilmiyye sınıfından gelen kadılardır. Köy ve mezra gibi küçük birimlerin, idarî ve coğrafi sınırlarla çevrili bölgelere taksim olunmasıyla tesis edilen “nahiye”ler umumiyetle kazanın bir parçasını oluştururlar. Ancak bu her zaman ve her bölge için geçerli değildir. 16. yüzyıl tahrir defterlerinde Çorum Sancağının idari taksimat bakımından değişiklik arz etmediği müşahede edilmektedir. Nitekim incelemenin asıl kaynağını oluşturan 1576 tarihli defterde de Çorum Sancağının kazaları Kanuni dönemindeki gibidir: 1- Çorumlu Kazası 2- Osmancık Kazası 3- İskilib Kazası 4- Karahisar-ı Demirli Kazası 5- Katar Kazası ve Kârım Divanı.
1576 tahririne göre, Çorumlu’nun nefsi 48 mahalleden ibarettir. Evliya Çelebi ise, şehirde 42 mahalle ve 42 mihrab, 4300 bağlı-bahçeli ev bulunduğunu kaydeder. Özer Ergenç’e göre, şehri oluşturan asıl unsur mahallelerdir. Osmanlı şehrindeki mahalle, birbirini tanıyan, bir ölçüde birbirinin davranışlarından sorumlu, sosyal dayanışma içinde olan kişilerden oluşmuş bir topluluğun yaşadığı yerdir. Bir diğer tabirle aynı mescidde ibadet eden “cemaat”in, aileleri ile yerleştikleri şehir kısmıdır. Nitekim birçok Anadolu – Türk şehri, bu anlayışla kurulmuş ve gelişmiştir. Bir bölgeye yerleşen dervişin kurduğu tekke, inşa edilen camii, mescid veya pazar yeri, o bölgenin “şenlenmesini” sağlamış dolayısıyla yeni yerleşim birimlerinin oluşmasına ya da var olan yerleşme merkezlerinin Türkleşmesine vesile olmuştur. Çoğu Anadolu-Türk şehri gibi Çorum, İskilib ve Osmancık’daki mahalle isimlerinin zaviye, mescid, camii adlarıyla anılması da bu gerçeğin bir ifadesi olmaktadır. Nitekim Çorum’daki 48 mahalleden 23 adedi cami ve mescit isimleri taşımaktadır.
2- OSMANCIK KAZASI
Osmancık Malazgirt Meydan Muharebesi’ni müteakip, 1075- 1076 tarihlerinde Türkler tarafından fethedilmiş ve staratejik mevkii sebebiyle önemini muhafaza etmiş eski bir Türk şehridir. Bazı kaynaklar tarafından Osman Gazi’nin doğduğu ve bir de kale inşâ ettirdiği yer olarak belirtilen Osmancık, aslında Yıldırım Bayezid zamanında, 1392’de Osmanlı ülkesine dâhil edilmiştir. Osmancık şehri Evliya Çelebinin belirttiği üzere 110 akçalık bir kaza merkezi olup, incelediğimiz dönemde 9 nahiyesi bulunmaktadır.
1- Osmancık Nahiyesi
2- İncesu Divanı
3- Çepni Divanı
4- Sakız Divanı
5- Bayır Divanı
6- Şaz Divanı
7- Öyücek Divanı
8- Pelitbükü Divanı
9- Mihmadselam

Osmancık Nahiyesi: Kaza merkezi durumunda olan Osmancık, bölgede çok sayıda divan bulunması sebebiyle, kapladığı alan ve nüfus bakımından oldukça küçük bir nahiyedir. Şehri ikiye bölen Kızılırmak’ın kuzey ve doğusuna düşen dokuz köyden ibaret bu nahiyenin, nüfus ve gelir bakımından en büyük köyü Çaybaşı’dır. Köy nüfusunun bu denli fazla olması, bölgedeki yoğun Türkmen cemaatlerine bağlanabilir.
Osmancık Şehri ise bu dönemde 11 mahalleden oluşmaktadır:
Bayır Divanı:
Osmancık-Gümüşhacıköy yolunun kuzeyindeki, umumiyetle ormanlık ve tepelerle çevrili bölgeyi içine alan Bayır Divanı, 24 köyden oluşan bir nahiyedir. Bu köylerden Tekmen iki ve Öbektaş ise dört tımar hissesine bölünmüştür. Öbektaş 254 vergi nüfusu ve 18.288 akçalık geliriyle, nahiyenin en büyük köyü dür. Mehmed Paşanın vakfiyesinde Öbektaş, Ağızsuyu, Uzun Yayla, Nefs-i Öbektaş, Anbar, Karaağaç ve Girinoğlanı köylerinden müteşekkil bir divan olarak geçer. Yağbasan ve Ardıç Köyleri de nahiyenin diğer büyük yerleşim birimleridir. Nahiyenin toplam tahmini nüfusu 5.563 kişiyi ve senelik hâsılatı ise 112.546 akçayı bulmaktaydı. Bayır divanı, Sakız Divanından sonra, nüfus ve gelir açısından Osmancık Kazası’nın ikinci büyük nahiyesi idi.
Osmancık Kazasına tabii köylerin nüfus ve hâsılatı nahiyelere göre şu şekilde dağılmaktadır.
1576 yılı Osmancık
NAHİYE KÖY Sayısı NEFER BEKAR NÜFUS (Tahmini) HASIL (Akça)
OSMANCIK 9 923 499 2619 49.686
MÎHMADSELAM 4 423 232 1187 34.783
ÖYÜCEK 9 793 349 2569 52.560
İNCESU 11 752 385 2220 41.000
ÇEPNİ 11 967 489 2879 56.914
SAZ 8 1196 565 3720 58965
PELİTBÜKÜ 8 728 333 2308 35310
BAYIR 24 1731 773 5563 112.546
SAKIZ 46 4644 2296 14036 326.556
TOPLAM 130 12157 5921 37101 768.320

Yukarıdaki bilgiler Üçler BULDUK hocamızdan alıntı yapılmıştır. Çorum ve Osmancık üzerine yapmış olduğu bu araştırma ilimiz, ilçemiz ve köyümüz hakkında bize ön bilgi vermektedir. Şimdi gelelim köyümüzün tarihine.
Tekmen Tarihi:
Tekmenin yazılı tarihi yukarda bahsettiğimiz üzere 1576 tarihidir. “Evliya Çelebi Bu köylerden Tekmen iki ve Öbektaş ise dört tımar hissesine bölünmüştür. Öbektaş 254 vergi nüfusu ve 18.288 akçalık geliriyle, nahiyenin en büyük köyü dür” diye bahsedilmektedir. Burada düşündürücü olan konu şudur. 1576 tarihinde Tekmen öbektaş köyünün yarısı kadar vergi ile vergilendiriliyorsa nüfusu da öbektaş’ın yarısı kadar olmalıdır. Diye düşünmeden yapamıyor insan. Eğer bu oran doğru ise Tekmen’in vergi nüfusu 1576 tarihinde 120 ila 130 arasında olmalıdır, vergisi de 9.144 akçedir. Fakat 1845 yılına geldiğimizde bu vergi nüfusu 28’dir. Peki, bu yüz vergi nüfusu nereye gitti. 269 yıl içinde 100 adet vergi nüfusu kayıptır. Bölgede yaşanan bir salgın hastalık yazılı kaynaklarda yoktur. Bölgeden savaşa gidip kalan sadece Tekmen de olmamıştır. Geriye sadece göç olayı vardır ki büyük ihtimalle göç etmişlerdir. Ülke genelinde üç tane Tekmen ismine rastlıyoruz 1- Osmancık Tekmen köyü 2- Sivas ili Gemerek ilçesi Tekmen köyü. 3-Mersin Bozyazı Tekmen Nahiyesi (daha sonra mahalle olmuştur)

Dedelerimizi Arıyoruz.
Tekmenin Yörük olması ve yerleşik düzene 16. Yüzyılda geçmeleri konusunda Osmanlının zorlaması sonucu geçmişlerdir. “Hükümet, XVI. asır sonlarından itibaren muntazam asker ve vergi alabilmek; ziraatı geliştirmek; boşalan köyleri şenlendirmek; göç yolları üzerinde verdikleri zararın önüne geçebilmek maksadıyla göçebeleri Anadolu’da boş köylere yerleştirmeye mecbur etti. Bilhassa Lale Devri’nde Anadolu’da yaygın bir iskân faaliyetine rastlanır.” Bu göçe zorlama esnasında Tekmen Köyü nüfusu değişik yerlerde iskân etmiş olma ihtimali var mıdır? Tekmen ismini taşıyan diğer köylerle bir bağlantısı var mıdır? Yoksa bu isimler tesadüfîmidir.

Tekmen nereden gelmiştir?
Danişmend gazinin Anadolu Selçuklu devletinin kurucusu Süleyman Şahın dayısı olduğunu söylerler. Kaynaklardaki bilgilerden anlaşıldığına göre Azerbaycan da Arran ve civarında yaşayan bir Türkmen ailesine mensup olan Danişmend Gazi hem Türkmenlere muallimlik yapıyor, hem de Türkmen emirleriyle beraber kâfirlere karşı cihat ediyordu. Sultan Alparslan’ın 1064 (456) yılında çıktığı Kafkasya seferi sırasında diğer Türkmen beyleri ile ordugâha giderek Selçuklu ordusuna yol gösterdiği. Bu tarihten itibaren Sultan Alparslan’ın hizmetine girdiği ve bilgeliği, cesareti, yiğitliğiyle Onun dikkatini çekerek, En güvenilir emirleri arasında yer aldığını yazarlar.

Danişmend gazi Malazgirt savaşına katılarak tavsiyeleri ile savaşın kazanılmasında önemli rol oynadı. Bu savaşta Sultan Alparslan’ın yanında bulunan Artuk, Saltuk, Mengücük, Danişmend, Çavlı ve Çavuldur adlı emirleriyle Sultanın yüksek bir tepeden düşman karargâhını gözetledikleri yazılmaktadır. Bu savaşa başlamadan önce Danişment gazi “Bu gün günlerden Çarşamba sultanım Cuma gününe kadar hazırlık yapalım ve Cuma namazını kıldıktan sonra düşmana hücum edelim” der diğer emirlerde bu karara katılırlar ve savaşın Cuma günü yapıldığını da yine bu kaynaklardan öğreniyoruz. Burada dikkat çekeceğim konu şu Alparslan’ın yanındaki kişilerin isimler bize yabancı değil. Örneğin Saltuk; Tekmen köyünün Saltuk adında iki tane mahallesinin olmasıdır.

Bu savaşta kazanılan zaferden sonra Sultan Alparslan Danişmend Gazi’ye savaş ganimeti olarak Sivas, Amasya, Tokat, Niksar, Kayseri, Zamantı, Elbistan, Çorum ve Osmancık havalisini verdi. Tabi ki buralar düşman elinde idi. Danişmend Gazi’nin görevi buraları fethetmekti. Sivas Kalesini alarak burasını üst olarak kullandığını (reşidüddin s.33.34) anlıyoruz. Tarih 1071. Danişmend gazi Sivas’a geldiğinde yanında Çaka, Turasan, Karadoğan, Osmancık, İltegin ve Karategin adlı emirlerinin olduğunu (Selçukname.25 ) adlı eserden anlıyoruz. Burada yine dikkat edilecek husus Danişmend Gazi’nin yanındaki kişilerin adlarıdır. Yanında bulunan Osmancık isimli bir komutan vardır. Osmancık bizim ilçemizin adıdır.

Danişmend’in kelime anlamı kalem erbabı demek olup, âlim insan anlamına da gelmektedir. Bu günkü anlamıyla danışman anlamına geldiğini de söyleyen tarihçiler vardır. Bir insanın hem âlim hem kumandan olamayacağı için itiraz eden tarihçiler de olmuştur. Fakat müstesna bir şahsiyet olduğu birçok tarihçi tarafından kabul edilmiştir.

Danişmend Gazi’nin bu kadar üzerinde durmamızın asıl amacı şudur. Yukarıdaki bilgi ve belgelerden de anlaşıldığı üzere ;

1. Danişmend Gazi Azerbaycan’dan gelmiştir.
2. Danişmend Gazi Türkmen’dir.
3. Danişmend Gazi hem âlim hem de Ordu komutanıdır.
4. Diğer illerle birlikte Amasya Çorum ve Osmancık havalisini almıştır.
5. Aldıkları yerleri İslamlaştırmak ve Türkleştirmek gibi bir misyonları da vardır.
6. Aldıkları bu toprakların adlarını da Türkçeleştirmişlerdir. Yerleşim yerlerine ya kendi adlarını ya da çok sevdikleri kişilerin adlarını vermişlerdir.

Örnek olarak verebileceğimiz birçok olay ve kaynak vardır. Danişmend gazinin yanında uç beyi olarak bulunan Çorumlu ismin de birisinin olduğunu ve bu kişinin Çorum bölgesini fethederek burasına kendi adını verdiğini, burasının adını Çorumlu yaptığını Çorumun tarihinden ve Üçler BULDUK’un araştırmalarından öğreniyoruz. Çorumun adı 16. yüz yıla kadar Çorumlu olarak kalmış daha sonra Çorum olmuştur.
Osmancık ilçemizin adı yine Danişmend gazinin yanında bulunan Osmancık adlı komutanının adıdır. Osmanlı devletinin kurucusu Osman beyin Osmancıkta doğma ihtimali zayıftır. Danişmend köyünün adı bizzat Danişmend Gazi’nin adından gelmektedir. Tekmen köyünde bulunan iki tane mahallenin adı yine Alparslan’ın komutanlarından birinin adı olan Saltuk’tur (Aşağısaltuk; Yukarısaltuk).

Köyün Adı nerden geliyor?

Tekmen Köyünün adının Türkmen olması nedeniyle Türkmen isminden gelebileceği gibi Tekmen dede yatırının Tekmen Köyü Cami avlusunda bulunması nedeniyle büyük bir ihtimalle bu kişinin adından aldığıdır.

Tekmen Dede kimdir?
Tekmen Dede’nin büyük olasılıkla Danişmend gazi ile birlikte 1100 yıllarının sonu veya 1200’lü yılların başında Tekmen’e geldiği varsayılır. Azerbaycan üzerinden geldiği önceleri Sivas’ta mesken tuttuğu daha sonraları şeyhinin emri üzerine batıya devam ederek Osmancık havalisinde Bayırdivan köylerinden biri olan Tekmen’e yerleştiği söylenir. Tekmen Dede, Tekmen köyü kurulmadan önce köyde bulunan acı suyun başına gelip yerleşmiş. Bahsi geçen yere de bir dergâh yaptırmıştır. Bilge bir kişidir. Dertlere deva gönüllere ferahlık veren Tekmen Dede’nin zamanla ziyaretçileri artmış. Gelenlerin ibadetlerini karşılamak üzere dergâhının yanına mescit yapılmıştır. Daha sonra bazı müritleri buraya yerleşerek bir oba oluşturmuşlardır. İlk yerleşen kişilerin yedi kişi olduğu rivayet edilir. Keramet sahibi bir zattır.
Tekmen Köyü erenler diyarıdır. Köyün güneybatı cephesinde “ Erenlerin tarla” adı altında bir yer bulunmaktadır. Tekmendede’nin Tekmen’e yerleşmesi Koyunbaba hazretlerinden öncedir. Koyunbaba Hz.leri Yazları Tekmen Köyü Çaldağ da (Dedeçal) da yaylar, Kışları Osmancık ovasında Adatepe civarında kışlardı. Hayvancılıkla geçinir ve göçebe hayatı yaşardı
Türkler yerleşik düzene çok geç zamanda geçmişlerdir. Danişmentlilerin egemenliğine 1085 yılında geçen bu topraklar 90 yıl 1175 yılına kadar Danişmend’lilerin egemenliğinde kalmıştır. Tekmen dedenin gelmesi de bu yıllardadır. 1175 yılında Selçuklu devletinin egemenliği altına girmiştir Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı yönetimine dâhil edilmiş ve hep Türklerin egemenliği altında kalmıştır.

Cumhuriyet dönemi ile aydın bir toplum haline gelen Tekmen Köyü bunun kârını da, zararını da gömüştür. Büyük oranda göç vermiştir. 1960’larda 1100 olan nüfus her geçen gün azalarak 220’lere düşmüştür. Hizmet götürülememiş veya götürttürülmemiştir. Okuma yazma oranı %98’lere varan köyün okuyanı geri köye dönmemiştir. Adeta bir memur köyü haline gelmiştir. En son istatistiklere göre Ankara’da 250 hane (Yaklaşık 600 kişi) olmak üzere Çorum 50 hane, İstanbul 20 hane, Osmancık ilçesinde 100 hane ikamet etmektedir. Birçok ile dağılmışlardır. Yaklaşık 450 hanelik bir nüfus köy dışında ikamet etmektedir. Bunda ulaşımın güçlüğü tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin büyük etkisi olmuştur.
Doğduğu yerde değil doyduğu yerde kalmışlardır.

ÇORUM “Osmanlı idarî teşkilatında sancak, eyalete bağlı en mühim idarî merkezidir. Sancak, esas itibariyle tuğ ve davul ile beraber zikredilen, hükümdarın hâkimiyet sembollerinden birisidir. Metbû-tâbî münasebetlerinin sembolü olan sancak, Osmanlı padişahının hâkimiyetinin ve devlet nizamının esasını oluşturur. Bu sebeple, muayyen bir coğrafî bölgeyi kaplayan sancaklara ve onların yönetimine hususi bir önem verilmiştir. Divan-ı Hümayun’dan çıkan hükümlerin umumiyetle sancakbeylerine yazılmış olması ve şehzadelerin devlet idaresini öğrenmek için sancaklarda bir nevi staj görmeleri de bunu gösterir. Çorum'un ne zaman "sancak merkezi" olduğu tam olarak belli değildir. Çorum'a ait olan en eski tahrir defteri, eksiktir. Defterde, nahiye ve vilayet tabirleri kullanılmakla beraber, "sancak"…

Review Overview

User Rating: 4.88 ( 2 votes)

Watch Dragon ball super

Loading...