Breaking News
Home » Sosyal ve Kültürel » 8. Ambarin Hikayesi

8. Ambarin Hikayesi

Recep Soruklu’dan bir şiir.


8. AMBARIN HİKÂYESİ

Bir sonbahar günü oturuyoruz,
Dedemle ikimiz konuşuyoruz.

Laf döndü dolaştı ambara gitti,
Dedi ki, Ürüştü de yardım etti.

Senden daha mı ustaydı Ürüştü?
Dedem bu soruya kızdı, sürüştü.

Tek başıma yaptım ben bu ambarı,
Ambar yeri Ürüştü nün tek karı,

Anlatsana nasıl oldu ta baştan,
Almanya yenik çıkmıştı savaştan,

İsmet Paşa reisicumhuruydu,
Büyük harpten bizi o korudu.

Türkiye yi büyük harbe sokmadı.
Kötü Çörçil’i neyi hiç takmadı.

Adana ya geldi yalvardı Çörçil,
İsmet dedi ki, defol git lan, çekil!

Yetmedi mi ördüğün çorap dedi.
O da suçlu zaten, bu lafı yedi.

Dedim ya ismetti o zaman başta,
İyi çıkıverdi o yıl haşhaş da,

On sekiz çam kestim o sene yazdan,
Emme zor çıkardık aha şu kuzdan,

Gök kuru demedik ekini yolduk.
Tutuş tan da iki hızarcı bulduk.

Bir iskele kurduk aha şuraya,
Özellikle dikkat ettik çıraya,

Ahmet, Mehmet bir yandan da bebekler,
İki günde hazırlandı direkler.

O gün niyeyse Comba çıkageldi.
Ürüstam ambar burda olmaz dedi.

Lan Ürüştü ey şimdi biz nidelim?
Gel ambarı şu yamaca dikelim.

Lan ora bayır ya olur mu öyle?
Niye olmazmış sen onu söyle.

Olur tabi dizinde derman olsun.
Arkasını da düzle harman olsun.

Altı da kocaman ev çıkar sana,
Gel böyle yap, dua edersin bana.

Ormancılar icat olmadı mıydı?
Demediler mi çamlara kim kıydı?

Lan insan icat olur mu serseri,
Arada uğrardı orman askeri.

Orman askerleri yazdılar ceza,
Onu da ödedim sonraki yaza.

Ambar lafı başlı kaldı unutma!
Sen de o zaman beni lafa tutma.

Bir sitil bal alıverdim eline,
Mezirinden çıra sardı beline.

Lan siz dedi bir tekne hamur karın,
Osman’ı da alır gelirim yarın.

Ertesi gün Osman’ı almış geldi.
Osman burgu ile hep tahta deldi.

Ürüştü de ip neyi tutuverdi.
Ağır iş bizde, göbelle geberdi.

Alıver çalıver bir hafta sürdü.
Acıkan ekmeği ısıttı dürdü.

Ben yaptım diyorsun yani ambarı,
Tabi ben yaptım o iş adam karı.

Sen bana sekiz ambar yaptım dedin.
Ben aha saydım bir açık verdin.

Altı burda saltuk’dakiyle yedi,
Peki, sekiz diye sana kim dedi?

Sen dedin sekiz ambar yaptım diye
Hem parasız yaptım dedin, hediye.

Hatırladım, içki vardı fıçıda
Sekizinci ambar da Baltacı’da

Onu yarın söylerim kaldım hapis,
Sen de işlerine bak hadi lan pis.

xxx

O ambar için mi geldin sen gene
Neyse anlatıvereyim de dinle

Mevsim sonbahardı o artık belli,
Sene de ya kırk dokuz ya da elli.

Gitmem icap etti Tekmen’e beri
Gidip dönecektim çabucak geri,

Tekmen’e vardım hava da karardı,
O sene de Küçük Ahmet muhtardı.

İyi adamdı şimdi Allah’ı var,
İnsanlar çok fakirdi geçim dar,

Ocaklıkta ısınırdık o zaman,
Soba da yok, evlerin için duman,

Sokulmuşlar ocaklığa beş adam,
Ben seni bekliyordum gel Ürüstam,

Bunu diyen bizim Ürüştü Comba.
Tabi sesinden bildim yoktu lamba.

Lan sahi mi bir şey mi oldu, ne var,
Dedi ki bizi bekliyor bir ambar,

Ürüstam ikimiz ambar yapalım.
Üç yüz lira verir şunu kapalım.

Üç yüz sana üç yüz bana mı para,
Öyleyse gidelim iş yok bu sıra,

Nerde yapacağız biz bu ambarı,
Altı yüz alalım bölelim yarı,

Verse de bin verse ah Ürüstam ah,
Gider misin benimle yarın sabah?

Yüz ellişer lira alırız ordan,
Bir hafta gezeriz; iyidir burdan.

Ertesi gün cumadan çıkınca biz,
Kağnıyolu’nda buluştuk ikimiz,

Gideceğimiz köy alevi köyü,
Bize uymaz gelenekleri huyu,

Yolda giderken ağzı bir ettik,
Birbirimizi bozmayalım dedik,

Dinleyerek konuşalım sırayla,
Haftaya döneriz üç yüz parayla,

Bakmışsın ki bir ambar daha çıkar,
Ne kadar çalışabilirsek o kar,

Biz şunlara öğretelim namazı,
İkimizden de olsun Allah razı,

Kibar konuşalım bizi görsünler,
Yollarından bizim yola dönsünler,

Lan sahi bunu yapsak yeter bize,
Onlar da Sünni olsun gelsin dize,

Namaz düzgün, dua olacak sesli,
Belki dedik onlar bizden hevesli,

Her gün bir kişi Müslüman etsek,
Bu sevap alınmaz hicaza gitsek,

Bakarsın top yekun namaz kılarlar,
Kuşaktan kuşağa bizi anarlar,

Belki de bizi Allah yollamıştır,
Öte dünyamızı da kollamıştır,

Allah ikimizden de razı olsun,
Bir de cami yapalım insan dolsun,

Cami yaparsak almayalım para,
Baltacı da Tekmen gibi fukara,

Sen imam olursun ben de müezzin,
Okuruz yasini onlar der amin,

Yola çıkmak varmış daha da erken,
Birkaç oluk tamir ettik giderken,

Göründü Baltacı yol çabuk bitti,
Sorup evi bulduk aklımız gitti.

Selamın eleyküm aleyküm selam,
Ben de sizi bekliyordum vesselam,

Biz eve oturduk güneş de aştı,
Bir saygı, bir hürmet aklımız şaştı,

Duyan geldi Tekmenli gelmiş diye,
Boş gelen yok ellerinde hediye,

Hu deyip kucaklarlar sağdan soldan,
Lan nidelim biz çıkacağız yoldan,

Kaba saymıştık onları önceden,
Görünce utandık bu düşünceden,

Samimiydi bakışları, halleri,
Edepli, düsturlu, duru dilleri,

Elimiz oynasa el bağlıyorlar,
Ağzımızı açsak dil bağlıyorlar,

En başköşeye de bizi almışlar,
Dedeye gizlice haber salmışlar,

Bazıları küçük çocuk olsa da,
Otuz iki kafa saydım odada,

Hoş beşler edildi, hatır soruldu,
Neden sonra içerisi duruldu,

Vakit geçer deyip kalktık abdeste,
Acele etmeyin gelecek dede,

Dede sizin ile edecek sohbet,
Kuzu kestik hazırladık bunca et,

O sizi duymuştur buraya gelir,
İkinizi canından aziz bilir,

İyi ya o zaman şunu görelim,
Zor yerinden birkaç soru soralım.

Görüp hayran kalsın bizdeki ilmi
Gelir gelmez sordu, ağız mı dil mi?

Baktı ki biz anlamadık soruyu,
Dildir dedi, kaval eder boruyu,

Ağız dediğin de bir kör kuyudur,
Kamil dedi bu dedenin huyudur,

Önce soru sorar misafirine,
Davet eder sonra kendi evine,

Şimdi sıra sizde siz ona sorun,
Dede akıllıdır, çok kavi durun.

Dur sen biz şunu yoklayalım dedik,
Kış geldi sayılır tavşan yemedik.

Bir tavşan vurun da yarın yiyelim,
Bundan daha açık nasıl diyelim.

Dediler ki gittiğiniz yol sapa,
Et lazımsa keselim size sıpa.

Evet, bu dağlarda tavşan çok olur,
Şu da gerçek sıpa eti bek olur,

İkinize en az yedi gün yeter,
Zaten o arada ambar da biter.

Ürüştü sordu ki cennet nerdedir?
Adam yere vurdu, işte burdadır.

Ben de sordum ona cehennem nerde?
Bana baktı şöyle, olduğun yerde.

Dede bize haliniz nice dedi.
Üstelik sırat da çok ince dedi.

Elbette incedir sırat biliriz,
Biz ustayız onu genişletiriz.

Aklımızda ne var ne yok hep sorduk,
Bilhassa da Cafer üstünde durduk,

Tamam işte dedi, bildim hepsini,
Şimdi itirazsız dinleyin beni,

Şahit olsun işte Kamil’in evi
Ya biz toptan Sünni, ya siz Alevi

Ürüştü ye baktım soru düşünür,
Kızın varsa dede olalım dünür,

Dede bir çöp ile eşeler külü,
Saç sakal karışık yüzleri tülü,

Dedi ki üç soru sorayım sana,
Ondan sonra dünür olasın bana,

İşte birinci soru en kolayı,
Cennet bahçesinde kavak olayı,

Cennet bahçesinden kim kavak kesti?
Bu adamın cennete neydi kastı.

İkinci soruyu sorarım size
Ali neden gelmemiştir hiç yüze?

Üçüncü şu, herkes bilir Ali’yi,
Siz bilin sonraki iki veliyi.

Soruları bilin ambar bitmeden,
Sünni olacağım burdan gitmeden.

Siz de söz verdiniz bilemezseniz,
Bir haftaya kadar alevisiniz,

Tamam dedik işte böyle sözleştik,
Ürüştü’yle hep bakıştık gözleştik,

Dede der ki olay tarihle sabit,
Verdiği sözde durmamıştı Yezit.

Biliyorsunuz hakem olayını,
Böyle bulmayın işin kolayını.

Ya bildik deyin ya bilmedik deyin
Misafirim olun canımı yeyin.

Sizi gidi Yezit’in torunları,
Ama önce yanıtlayın bunları.

Hemen savunmaya geçtik, savunduk,
Bize ne Yezit’ten diye avunduk.

Siz Yezit’i bilmiyorsunuz madem,
Getirin canlarım bir sele badem.

Bu misafirlere ikram edelim,
İçki de getirin bayram edelim.

Sorulardan vazgeçtim dedi dede,
Yeter ki kaldırın benimle bade.

Bade dediği de şöyle bir bardak,
İçki doluymuş oradaki çardak.

Hadi siz benimle kadeh kaldırın,
Boşaldıkça şu fıçıya daldırın.

Baktık iş çıkaracak başımıza,
Sen gene soruyla gel karşımıza.

Ben sorularımın arkasındayım,
Söyleyin cevabı ben de susayım.

Bakıyorum alnınızın terine,
Çıkmışsınız Baltacı seferine.

Ben gidiyorum düşünün durmadan,
Sırat’ı genişletin ben varmadan.

Dede çıkıp gitti; yatsıyı kıldık,
Konuşa konuşa uykuya daldık.

Ürüstam! Cennet’te kavak olur mu?
İnsana böyle soru sorulur mu?

Önceden böyle bir şey suydun mu sen?
Ömrümde böyle soru duymadım ben.

Çözeriz her halde haftaya kadar,
Ama kavağın orda ne işi var?

Muhakkak hile var işin içinde,
Bunun cevabı da başka biçimde.

Hadi onu geçtik; iki veli kim?
Ben bir tek veli tanırım nitekim.

O da Danişmentli Kara Veli’dir,
Biri o diyelim, öteki kimdir?

Ali niye yüze gelmediykene?
Bilemeyiz düşünsek de bir sene.

“Keşke çoktan seçmeli test olsaydı,
O zaman işiniz biraz kolaydı.”

Çok değil lan! Üç şey vara varası.
Hemen soruverdi kaş göz arası.

Ambara başladık sabah erkenden,
Ürüştü der sen bil fayda yok benden,

Kovan gibi işler evi dedenin,
Hesabı yok eve gelip gidenin,

Haber salmış soruları bilsinler,
Ya da onlar bizden yana dönsünler.

Başımıza toplandı hep bebekler,
Ustalar dedem sizden yanıt bekler,

Kamil’e sen bize yardım et dedim
Olmaz dedi, ben dedeye söz verdim.

Yedinci gün çıkageldi kendisi,
Kolay gelsin cevabınız hangisi?

Beraber sözleştik ilk akşam evde,
Söyleyin ey canlar cevaplar nerde,

Sünni olacaktık köylü köyücek,
Zor soru da yoktu bilinmeyecek.

Dedik bize yarına dek müsaade,
Sana bir cevap veririz her halde,

Hem gördüğün gibi ambar bitmedi,
Sanma akılları buna yetmedi.

Böyle dedik amma düşünmekteyiz,
Yarın da tez gelir, buna ne deriz,

Allah kerim ondan ümit kesilmez,
Ama endişemiz artar eksilmez.

Ambar hiç ısıtmıyor elimizi,
Lakin sorular büker belimizi,

Böyle böyle nihayet bitti ambar,
Bitti diye Kamil’e ettik habar

Kamil para ver dedik bitti ambar,
Vereceğim dedi, şimdi elim dar,

On lira silelim söyle cevabı,
Hem bu işin sana olur sevabı.

Üç soruya üç yüz siz bilirsiniz,
Bence kabul edersiniz çaresiz,

Tekmen’e varınca ne derler size,
Mahcup olur bakamazsınız yüze,

Gelin fit olalım başı dik gidin,
Aranızda konuşun nidin edin,

Çekildik kenara konuştuk bunu,
İki yüze razı edelim şunu,

Din gideceğine iki yüz gitsin,
En azından şu maç beraber bitsin,

Konuyu kapatalım bu biçimde,
Alevi olmak var işin içinde,

İki yüze razı ettik Kamil’i
Kalan yüz lira yazıldı hamili

Cennet dedi bizim komşu kadındır,
Kavağın sebebi çenesi, dırdır,

Ağzını tutmadı, savurdu esti,
Kamil de kızdı kavağı kesti,

Karşısında kimse başlamaz söze,
Bu sebepten Ali gelmezmiş yüze.

Tam yedi cihana nam saldı Ali,
Hasan ve Hüseyin sonraki veli,

Nasibimiz yokmuş, olsun nidelim.
Hadi hele dedik şurdan gidelim,

Çok istedik o yüzü alamadık,
Kamil’i hiç paralı bulamadık.

Ürüştü dedi ki bu para yattı,
Suçu ona attım, o bana attı.

Para istedik dilden ola yazdık,
Bir ambar için dinden ola yazdık.

Paralı, parasız ambar yapmışlar,
Onlar yalnız yarada tapmışlar.

Orda da Tanrı’ya tapıyorlardır,
Belki hala ambar yapıyorlardır.

Recep’in tasalı ama suratı,
Her hal genişletmişlerdir Sırat’ı.

Check Also

2014 Yayla Senliginin Ardindan

Değerli Hemşehrilerimiz, 2014 yılı Geleneksel 7. Çaldağ Yayla Festivalimizi de iyisiyle kötüsüyle geride bıraktık. Muhakkak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super

Loading...